yönetmen koltuğunda ted fendt ve daniela zahnler bulunan, çekimleri almanya ve güney kore'de tamamlanan, 60 dakikalık süresiyle insanda izleme isteği uyandıran, bu isteği baltalamadan çok hoş bir keyif zevki sunarak izleyiciye keyifli vakit geçirmeyi sağlayarak gönlümde taht kurmuş, hayatımda izlediğim en doğal filmlerden birisi... böylesine doğal bağımsız yapımlara bayılıyorum!
konusundan biraz bahsedeyim size. daniela ablamız oldukça tuhaf bi dönemden geçmektedir, kendisi ne yapacağını, nerede yaşayacağını hiç bilmemekle birlikte bir de üzerine uykusuzluk ile mücadele etmektedir. mia ve natascha isimli iki arkadaşı gelince onlarla vakit geçirmek zorunda kalır. viyana sokaklarında bol bol gezer, tozarlar ve bu süre boyunca dördüncü bir kişi olarak biz de onlara eşlik ederiz.
film çok doğal, yani senaryo kısmında o kadar sıradan şeyler var ki, bir anlığına en yakın dostum ile birlikte sohbet ediyormuş hissiyatına kapıldım. nefes seslerinden tutun, dışarıdan geçen uçak sesine kadar sanki onlarla birlikteymiş gibi hissettim desem yeridir. senaryo kısmı çok sıradan olmasına karşın doğal olmasıyla beni benden aldı götürdü.
oyunculuklar da çok hoştu, yani bir film izlemekten çok arkadaş çevresiyle takılmışım hissiyatını sağladı bende...
bu filmi tekrar izlememe, hatta ve hatta tekrar tekrar izlememe sebep olacak şey ise kesinlikle görüntüleri... 16 ve 35mm kameralar ile çekilmiş görüntüler bende sanki yetmişlerin sonu, seksenlerin başına ait bir bi filmdeymiş gibi hissettirdi, dahası da filmin içinde olabilmeyi arzulattı... öylesine güzel renkler, sahneler var ki bu film gerçekten hoş ya...
bu gecemi ted abinin filmlerine ayırma kararı aldım, bakalım diğer filmleri nasılmış.
sahi, unutmadan, filmde yönetmen ağabeyi de görüyoruz ve sahnelerinde ağız dolusu kahkaha atmamak elde değil.
konusundan biraz bahsedeyim size. daniela ablamız oldukça tuhaf bi dönemden geçmektedir, kendisi ne yapacağını, nerede yaşayacağını hiç bilmemekle birlikte bir de üzerine uykusuzluk ile mücadele etmektedir. mia ve natascha isimli iki arkadaşı gelince onlarla vakit geçirmek zorunda kalır. viyana sokaklarında bol bol gezer, tozarlar ve bu süre boyunca dördüncü bir kişi olarak biz de onlara eşlik ederiz.
film çok doğal, yani senaryo kısmında o kadar sıradan şeyler var ki, bir anlığına en yakın dostum ile birlikte sohbet ediyormuş hissiyatına kapıldım. nefes seslerinden tutun, dışarıdan geçen uçak sesine kadar sanki onlarla birlikteymiş gibi hissettim desem yeridir. senaryo kısmı çok sıradan olmasına karşın doğal olmasıyla beni benden aldı götürdü.
oyunculuklar da çok hoştu, yani bir film izlemekten çok arkadaş çevresiyle takılmışım hissiyatını sağladı bende...
bu filmi tekrar izlememe, hatta ve hatta tekrar tekrar izlememe sebep olacak şey ise kesinlikle görüntüleri... 16 ve 35mm kameralar ile çekilmiş görüntüler bende sanki yetmişlerin sonu, seksenlerin başına ait bir bi filmdeymiş gibi hissettirdi, dahası da filmin içinde olabilmeyi arzulattı... öylesine güzel renkler, sahneler var ki bu film gerçekten hoş ya...
bu gecemi ted abinin filmlerine ayırma kararı aldım, bakalım diğer filmleri nasılmış.
sahi, unutmadan, filmde yönetmen ağabeyi de görüyoruz ve sahnelerinde ağız dolusu kahkaha atmamak elde değil.