başta her şeyi bir torbaya koyup totalitarizme hizmet ettiğini söylemesine rağmen, ve feminizm ile wokeizmi bu şekilde işlemesin geçerek, akşam akşam, "totalitarizm, feminize paniğin dışavurumuysa ve kadınlar aynı zamanda güçlü bir erkek otoritesi arıyorsa, bu totalitarizm nasıl oluyor da hem “kadınsı zayıflığın/paniğin” hem de “güçlü erkek otoritesinin” ürünü olabiliyor? totalitarizm özü gereği feminize ediliyorsa nazi almanyası ve faşist italya neden feminizme düşmandı, feminist hareketleri yasaklamaya veya kısıtlamaya çalışıyordu? bu rejimleri destekleyen kadınlardan hareketle bütün kadınlar hakkında genelleme yapmak ne kadar mantıklı? tamam, nazi almanyası'nda rejimi destekleyen kadınlar vardı. ve tabi ki olacak da çünkü sonuçta insanız. ancak ilk açıklamadaki gibi tek potadan konuşulacaksai, aynı rejim kadınları kamusal hayattan bütünüyle dışlamasa da onları büyük ölçüde annelik ve ev içi roller üzerinden tanımlayıp toplumsal konumlarını bu rollere göre şekillendiriyordu. o zaman totalitarizmi ayakta tutan şey, feminize edilmiş bir zayıflık/panik mi, yoksa erillikle özdeşleştirilen güç ve otorite arzusu mu? tarihteki otoriter ve totaliter liderlerin, iktidar mekanizmalarının ve hareketlerin ana kadrolarının büyük ölçüde erkeklerden oluşması da başka bir başlığın inceleme konusu olacak mı, yoksa güç ve otorite tutkusu yalnızca kadınların psikolojisi üzerinden mi açıklanacak?" veseyre veseyra gibi soruları düşündürdüğü için hoşuma giden ve ağır cinsiyetçi hatta nefret söylemine varan açıklamalar içeren başlık.